Bilim Yaradan’yı buldu mu

Bilim Yaradan’yı buldu mu

Nisan 26, 2021 0

Hawaii Üniversitesi’nden emekli fizik ve astronomi profesörü, Kolorado Üniversitesi’nde felsefe profesörü olan Victor J. Stenger, kitabında…

Michio Kaku “Fizikçiler, Yaradan sözcüğünü telaffuz edip de kızarmayan, utanmayan yegane bilimcilerdir. Biz fizikçiler tam suallerin sualiyle göğüs göğüse çaba ederiz: Şayet cihan bir patlama sonucunda harekete geçmişse bu patlama nereden geldi? Kaideleri neydi? Bize uzay-zaman yapısını veren patlamanın eşitliklerini kim yazdı?” diyor. Rölativite ve Kuantum Kuramları bilimin bugün bulunduğu noktada, tek başına işe yaramayan modası geçmiş kuramlar… Bu iki kuramı birleştirerek yeni bir kuram üretiyorlar; “String-Titreşen tel, ya da Sicim Kuramı” On ebatlı bir hiper-uzayda belirlenen “Sicim kuramı”ne göre, bu mikrominnacık sicimler titreştiğinde cihanda bulunan atomaltıparçacıkları başka bir deyişle notaları üretiyor. Bu notaların oluşturduğu melodiler “madde”, bu melodilerin yarattığı senfonilere de “cihan” deniliyor. Bu sicimlerin yarattığı armonilerin fizik kanunları olduğuna inanan tahlilciler, sicimler hareket ettiğinde, çevresindeki uzay ve zamanı eğip, büktüklerini farkediyorlar. Dr. Kaku, “Şayet Einstein hiç doğmamış olsaydı dahi, Sicim Kuramı’nin bir neticeyi olarak Einstein’ın Genel Rölativite Kuramı’ni keşfedebilirdik, zira Sicim Kuramı, Genel Rölativite Kuramı’ni de bünyesinde barındırır. Ama Sicim Kuramı on ebatlı bir hiper-uzayda belirlenmektedir” derken bilimin en büyük idealini de açıklıyor; “Tam dünyada, muhtelif ülkelerin genel fizikçileri Yaradan’nın zekâsını okumamıza izin verebilecek olan Sicim Kuramı sınan bu esrarengiz kuramı bilmek için can atıyorlar. Bu kurama göre hiper-uzaya dağılan titreşimler halindeki bu Müzik belki de Yaradanın zekayıdır.” diyor. Cihan kuramını test etmek isteyen tahlilciler, laboratuvarda bir bebek cihan yaratmayı sınıyorlar. Kaku’ya göre inanç bu noktada devreye giriyor; “Güneş’in hidrojen gazından alana geldiğini öğreniyoruz, zira elimizde dolaylı yoldan elde edilen ispatlar var. Görünmez olmalarına rağmen kara deliklerin resminin çekildiğine inanıyoruz, zira kara deliklerden yayınlanan ışınımı görüyoruz. Belki de bir gün İsviçre’nin Genevre kentinde bulunan Büyük Hadron çarpıştırıcısını kullanarak bu kuramı dolaylı yoldan test edeceğiz. Bu atom-ufalayıcı sistem atomları parçalarına ayırıyor ve bize S-parçacıkları denilen Süper Parçacıkları verebilir. Süper Parçacıklar, süper sicimlerin yüksek titreşim halleri”

KARANLIK MADDENİN ÖZÜ NE

Kollanabilir safhanın yüzde 90’ı galaksiler, sarmalayan karanlık maddeden oluşuyor. Hubble Uzay Teleskopu astrofizikçilere bu görünmez karanlık maddenin cihan süresince nerelerde kümelendiğini gösteren haritalar çizmelerine imkân veriyor. Peki, karanlık maddenin özünde ne var? Şu an geçerli kurama göre “fotino” var. Başka Bir Deyişle sicimin yüksek oktavı, başka bir deyişle boşluk varsayılan reelinde doluluk, başka bir deyişle karanlık varsayılan aydınlık. Çevre bizim varsaydığımızdan daha farklı. Bilimsel söyleyişle, “karanlık cisim ışıyor” Cihanin yüzde 90’ı karanlık maddeden oluşuyor” diyen kozmoloji evrenbilim reelinde yalnızca yüzde onunu bildiği onun da ne kadarı doğru bilgi bilinmeyen bir safhanın gizemini çömeye çalışıyor. Demek ki bilimsel araştırmalara göre şu anda safhanın yüzde doksanı ne olduğunu öğrenemediğimiz “Karanlık Madde”den oluşuyor.

KARA DELİKLERİN EKOSI

Tam bu bilgilere doğrudan erişemeyen bir bilimden laf ediyoruz üstelik. Kimse Güneş’e gidip, hidrojenden oluşup oluşmadığını test etmiyor. Ancak gökbilimciler dünyaya erişen dolaylı eko dedikleri güneş ışınlarını, yankıları araştırarak Güneş’i inceleme edebiliyorlar. bilim adamları takribî olarak ayda bir tane kara delik teşhis ediyor. Bu reelinde görünmeyen kara delikleri Hubble Teleskopu dayanağıyla da olsa nasıl görüyor bu tahlilciler? Reelinde dinliyorlar, zira kara deliklerin ekolarını, dönme diskini, kara delik ortamındaki ışınım desenini ve ışınımı görüyorlar. İşte bu akustiklere bakarak söyleyebiliyorlar; “Evet, orada bir kara delik var.” Yarın görülemediği için “karanlık” denilen maddenin, reelinde “aydınlık” olduğunu söyleyecek bir analist çıkana kadar bilim yüzde doksan karanlık enerjinin tesiri altında alacakaranlıkla çalışmaya devam edecek.

HADİ KUŞLARA BAKALIM

“İnsanoğlu Yaradan’nın frekansına tekerrür kendini geçimlendirebilir mi?” diye soruyor, Lazer Teknolojileri’nin liderlerinden namlı fizikçi Mani Bhaumık. Ona göre, atom fiziğinin Kuantum alan kuramı parçacıkları ve atomu doğrular. Cihanin bir yerinde olan bir hadisenin, değişik vakalarla ilişkili olduğunu korunan Bhaumik, bilimin her şeyin Yaradan tarafından yaratıldığı lafına yanaştığına inanıyor. Reelinde, Kuantum cihan tanımı çağdaş fiziğin bir bulguyu değil, yalnızca kavrayamadığı bir dünyayı yönteme edip bir de oradan varlığı açıklamaya çalışan insanoğlunun sondan bir evvelki durağı o kadar. Yazıyı fizikçi Richard P.Feynman’ın, fizikle hiç ilgilenmemiş pazarlamacılıktan emekli olmuş babasından bir alıntıyla kapatalım; “Bir kuşun adını dünyanın her lisanını öğrenebilirsiniz. Ancak kuşun adlarını bilmeyi tamamladığınızda, bu kuş hakkında zerre kadar bir şey öğrenmeyeceksiniz. Sadece dünyanın farklı yerlerindeki insanları ve bunların bu kuşa ne dediklerini öğreneceksiniz. Öyleyse, hadi kuşa bakalım ve ne yaptığını izleyelim-ehemmiyetli olan da bu.”

Tags: Bilim Tanrı’yı buldu mu, Güncel Teknoloji Haberleri, Teknoloji Categories: Teknoloji
PAYLAŞ PAYLAŞ PIN EKLE PAYLAŞ PAYLAŞ PAYLAŞ
Related Posts